
İnsanın kendisi başlıca markadır. Bir insan kendini pazarlamamışsa ve çalıştığı kurumun ona tek taraflı değer katacağını düşünüyorsa, kişisel gelişim sağlayabileceğine pek inanmıyorum. Bu doğrultuda bir logonun altında parlamak değil, ismen ve şahsen öne çıkmayı daha doğru buluyorum. Şirketler hayatımızda geçiciyken, insan her zaman öz değeriyle kalır. Bunun konuyla bağlantısını makalemin sonunda anlayacaksınız.
LinkedIn, global B2B ticarete endeksli bir platformdur. Hem yerel hem de global şirketlere erişmek, katma değer yaratabilecek insanlarla tanışmak için gerçekten eşi bulunmaz bir platform. Her platformda olduğu gibi AI içerikleri burayı da ele geçirmiş olsa bile, özgün insanları bulabilmek hâla mümkün. Ayrıca iş teklifleri alabiliyor, bilgimizi pazarlayarak başvurularda bulunabiliyoruz. Etkinliklerden önceden haberdar oluyor, iş hayatımızda etkili insanlarla tanışabiliyoruz. Bir öğrenci tezinde destek bulabiliyor, staj yeri ayarlayabiliyor. Yani eğitim ve iş odaklı herkes için bir numaralı platform.
Elbette, LinkedIn’ın da tıpkı diğer platformlar gibi öne çıkaran bir algoritması var: SSI (Social Selling Index).
SSI, görünürlüğünüzü algoritmasında yer alan dört faktörün her birinin en fazla %25 oranında etkilediği bir skordur. Skorunuz ne kadar yüksekse, o kadar fazla kişinin karşısına çıkarsınız. Ancak bu skor genellikle etkileşimde bulunduğunuz kişiler ve yer aldığınız sektör üzerinden şekillenir. Yani sektörel alt kırılımları oldukça sınırlıdır. Aşağıda bunu daha iyi açıklayacağım.
1. Establish your professional brand (Profesyonel marka oluşturmak)
Profilinizin ne kadar güçlü, güvenilir ve profesyonel bir imaj sunduğunu ölçer.
Bu ölçümde şunlar etkilidir:
- Profilinizin tamamlanma oranı (fotoğraf, başlık, özet, deneyim, beceriler, öneriler vs.)
- Bir işletmede işe başladıysanız iş e-posta adresinizi ekleyip/onaylamanız
- Her deneyiminizin kazandırdığı becerileri aktif şekilde güncellemeniz
- Yeteneklerinizi güncel tutup aynı işletmede çalışan arkadaşlarınız tarafından onaylatmanız
Unutmayın, LinkedIn profiliniz doğrudan CV’nizdir.
Bir diğer etken ise düzenli paylaşım yapma ve özgün içerikler üretmektir. AI ile seri içerik üretmek yerine, sizinle ve sektörünüzle ilgili özgün konularda paylaşım yapmak önemlidir. Burası Instagram veya Twitter (X) gibi kullanılabilecek bir platform değil. Anlık olarak etkileşimlerden kaynaklı skor yükselse bile dezavantajdan başka bir şey sağlamaz. Çünkü, LinkedIn’ın doğasına uygun olmayan kullanıcı davranışları kategorisine girer.
2. Find the right people (Doğru kişileri bulmak)
Hizmet veya ürününüzün satış hedeflerine uygun, doğru karar vericilere ve potansiyel müşterilere ulaşma becerinizi ölçer.
LinkedIn arama filtrelerini etkili kullanmak burada çok önemlidir (ör. sektör, pozisyon, şirket büyüklüğü). Adı üzerinde “Sales Navigator” olan aracı kullandığınızda, satışa yönelik bir arayış içindesiniz demektir. Bu satış, kendi kişisel marka değeriniz, çalıştığınız kurumun PR’ı veya bir ürün/hizmet olabilir.
Sales Navigator üzerinde kapsamlı filtreleme detayları bulunur. Bazıları Türkiye’de aktif olmasa da, genel anlamda persona filtrelerinde çalıştığı yıl, konum, sektör ve özellikle job title çok önemlidir.
Bağlantı davetlerini stratejik ve hedefli şekilde göndermelisiniz. Haftalık maksimum 200 davet hakkınız vardır. Bu davetleri kişiselleştirilmiş notlarla göndermeli, kabul eden kişilere teşekkür mesajı atmalısınız. Sadece bağlantı kurmak değil, bağlantı sonrası etkileşimi sürdürmek gerekir. Bu konuya aşağıda değineceğim.
Rastgele bağlantılar yerine, gerçekten potansiyel iş fırsatları yaratacak kişilere ulaşmaya odaklanın.
3. Engage with insights (İçgörülerle etkileşim kurmak)
İçeriklere ve sektör trendlerine ne kadar aktif ve anlamlı katkı sunduğunuzu gösterir.
Realtime marketing, çağımızın en önemli pazarlama yöntemidir.
Sektörle ilgili içerikleri beğenebilir, yorum yapabilir ve yorumlayarak paylaşabilirsiniz. Müşteri veya potansiyel bağlantıların paylaşımlarına anlamlı katkılar sunmak önemlidir.
LinkedIn Sales Navigator’da “bildirimlerim” ekranında, potansiyel lead olarak eklediğiniz kişilerin paylaşımlarını ve yorumlarını görebilirsiniz. Bunlara duyarsız kalmayın. Yorumlarını beğenin, paylaşımlarına siz de katkı sağlayın. Ancak burada zorlama veya yapay etkileşimlerden kaçının. Sektörel bilgi birikiminize ve deneyiminize göre doğal bir iletişim kurun.
Sektörünüzle ilgili ticari değerlendirmelerde bulunmak da önemli bir tavsiyedir. Güvenilir bir bilgi kaynağı olmaya çalışın.
4. Build relationships (İlişkiler kurmak)
Bağlantılarınızı ne kadar etkili yönettiğinizi ve güvene dayalı ilişkiler kurma başarınızı ölçer. Doğum günleri, yeni başlangıçlar gibi otomatik gelen ağ bildirimlerinizi her gün dikkate almalısınız. Aslında bu kriter, “Find the right people” segmentiyle paralel çalışır. Orada doğru insanları buluruz, burada iletişimi sürdürürüz.
Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Eğer hedeflemenizde sürekli olarak 3. derece bağlantılarla (hiç ortak bağlantınız olmayan kişilerle) iletişime geçmeye çalışıyorsanız (bu ister InMail ister normal bağlantı talebi olsun) build relationships oranınız düşecektir.
Sürekli sektör rotası değiştirmek de iyi bir strateji değildir. Rota değiştirirken oranınızın düşmesi oldukça olasıdır.
Bu yüzden sektörleri baştan belirlemeli, büyük karar vericileri önceden eklemelisiniz. Hesabınızı bir hafta X sektörü, öteki hafta Y sektörü olacak şekilde planlamak gerekir.
Unutmayın, SSI her hafta yeniden ölçülür.
Uzun vadeli, güvene dayalı iş ilişkileri geliştirerek satış fırsatlarınızı artırabilirsiniz.
Bu oranlarınız ne kadar yüksekse, SSI skorunuz da o kadar yüksektir. Sektörde %1’lik dilimde kalmak oldukça önemlidir.
Son olarak LinkedIn’da yüksek bir SSI yalnızca algoritmik bir avantaj değil, kişisel marka değerinizin profesyonel çevrede ne kadar güçlü yansıdığının da bir göstergesidir. Tıpkı SEO çalışmaları gibi uzun vadeli bir planlama ve ciddi emek isteyen bu sürecin kazanımlarını birkaç ay sonrasında görmeye başlayacaksınız.
